Dünya petrol ticaretinin %30’u, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ticaretinin %20’si, tek bir dar geçite, Hürmüz Boğazı’na bağlı. Bu hattaki ne küçük aksama, sadece enerji piyasalarını değil, akaryakıt fiyatlarından market fiyatlarına, çok geniş bir zinciri etkileyebilecek güçte.
Bugün Hürmüz’ü konuşmak, aslında küresel ekonominin ne kadar kırılgan olduğunu konuşmakla eşdeğer.

Hürmüz Boğazı, küresel enerji akışının boğazı. Deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık üçte biri, LNG ticaretinin ise beşte biri bu dar hatta bağlı. Bu şu anlama geliyor:

Enerji piyasalarında gerçekleşen hiçbir kriz lokal değildir, dolayısıyla Hürmüz Boğazında olan, dünyaya yayılır.

Hürmüz’den geçen petrolün dağılımından kritik bir çıkarım yapılabilir:
Yani bu hat, aslında Asya’nın enerji damarı. Ayrıca Çin tek başına, AB ve ABD’nin toplamından çok daha fazla Hürmüz Boğazı’na bağımlı. Bu da şu anlama geliyor: Hürmüz’deki bir krizin en sert etkiyi Batı’da deği, Asya’da yaratması beklenir.
2022’ye ait olan veri, Türkiye’de kullanılan enerjinin %67,3’ü dış kaynaklara dayandığını gösteriyor. Bu oran İrlanda’da %79,5 (2024), Yunanistan’da %77,7 (2024). Bu oranın en yüksek olduğu üçüncü Avrupa ülkesiyse %79,3 ile İtalya. Enerjide dışa bağımlılığı yüksek ülkeler için enerji krizi, doğrudan ekonomik baskı anlamına geliyor. Yani Hürmüz Boğazı'ndaki bir risk, İstanbul’daki market fiyatına dönüşebiliyor.

Jeopolitik risklerin vurduğu alanlardan biri de hava trafiği. 9-15 Mart 2026 arasında Avrupa ve Ortadoğu arasındaki uçuşlar, geçen yılın aynı periyoduna göre %52 azaldı. Eurocontrol’ün haftalık raporuna göre, Avrupa-Ortadoğu hattında gerçekleşen uçuşların çoğunluğu, Emirates ve Etihad tarfından yürütülen tahliye operasyonları ve Almanya-İsrail arasında gerçekleşen askeri uçuşlardan oluştu. Avrupa ve diğer bölgeler arasındaki hatlarda ise artış gerçekleşti.

Hürmüz Boğazı’nda yaşanan bir krizin etkisini anlamak için aslında şu zinciri anlamak gerekiyor: Hürmüz Boğazı → petrol akışı → enerji fiyatları → üretim → enflasyon. Aynı anda jeopolitik risk → çeşitli ulaşım yolları → lojistik → ticaret → maliyet zincirinin de göz ardı edilmemesi gerekiyor. Bu sebeple Hürmüz Boğazı ve körfez ülkelerini düz bir coğrafya olarak değil, küresel sistemin sinir ucu olarak değerlendirmek gerekiyor.
Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksamalarsa sessizce enerji piyasalarını sarsar, ticareti yavaşlatır ve maliyeti artırır. Dolayısıyla küresel ekonominin en kritik damarlarından biri, Hürmüz Boğazı’dır.